Ümit Biçer / Nasıl Gidiyoruz?

Aslında bu soruyu sormak için çok erken!

Bu satırların yazıldığı an itibariyle bir ay bile dolmuş değil. Hikayedeki adamın durumundayız anlayacağınız.

Hani, adam ilk defa gittiği köy yolunda bir çobana rastlar ve sorar ‘Filanca köy ne kadar çeker? Çoban cevap vermez. Adam bir anlam veremez bu sessiz kalmaya ama tartışacak değil ya yoluna devam eder. Çoban bir dakika kadar sonra arkadan seslenir: “Kırkbeş dakikada filan varırsın”

“Peki demin niye cevap vermedin birader” der adam. Çobanın cevabı son derece nettir: “O zaman nasıl yürüdüğünü görmemiştim.”

Bizimki o hesap şimdilik.  Gidişimiz dışarıdan nasıl görünüyor bilemeyiz ama biz üzerimize düşeni, elimizden geleni yapıyoruz. İşin kolayına kaçmadan, enerjimizi esirgemeden.

Sanırım bir kaç sayı sonra nasıl yürüdüğümüz hakkında siz de biz de daha net bir görüş sahibi olabileceğiz.

Ancak şu kadarını söyleyelim; destek beklenenin üstünde .’Sakin Kent’imizin ‘Hayalet Kent’e dönüşmeye başladığı , yazlıkçıların birer birer beldemizi terk ettiği , işletmelerin kapılarına kilit vurdukları bir süreçte bu destek memnuniyet verici.

Şimdilik ezberleri bozmakla meşgulüz.

Yüzlerce kişi ile muhatap olduğumuz bu kısacık sürede bazı notları ve anekdotları paylaşmak isteriz sizlerle.

Her gittiğimiz kişi öncelikle ‘bir siyasi partinin güdümünde olup olmadığımızı’ anlamaya çalıştı.

Kimisi ‘Batarsınız kardeşim, bizim vatandaşımız okumayı sevmez’ dedi.

En çok da, profesyonel reklamcılarla karıştırıldık.   Hani şu, yılda birkaç kez beldemizi ziyaret eden, (seçilmişlerin de rehberliği ile) iş sahiplerinden reklam toplayıp, cicili bicili baskılarla bir katalog yada broşür bastırıp, (hedef kitlesine değil de ) yine ilan verenlere dağıtan, arada yüklü bir miktarı da cebe indiren firmalardan biri sandı bazıları.

Belli ki iş sahipleri bu konuda çok istismar edilmiş. Esnafa yönelik ücretsiz ilan kampanyamızı  ‘Bu işin içinde mutlaka bir bit yeniği vardır’  kuşkusuyla reddetti bazıları. Oysa kendimizi tanıtabilmek, daha geniş bir okur kitlesine  ulaşabilmek gibi çok anlaşılır bir nedenimiz var.

Bize genelde tavsiye edildiği gibi, ‘birkaç büyük firmadan büyük reklam alıp, içeriğini de medyatik şahsiyetlerle doldurup birkaç yüz adet basarak’ yayın hayatımızı sürdürmek gibi bir niyetimiz yok. Basın ilan kurumundan ilan almak gibi bir hesabımız da hiç olmadı.

Halkımızın gündemi; sorunları, görüşleri her zaman önceliğimiz olacak. Zaten geri dönüşler de doğru yolda olduğumuzu gösteriyor. Bir soruyoruz, bin dert dökülüyor. Geçen sayıya sığmadı, bu sayıda devamı var. Tam da tahmin ettiğimiz gibi kendini ifade noktasında sosyal medya ne yazık ki yeterli olmuyor.

Bu vesileyle, bizi ilk andan itibaren satın alarak, hatta abone olarak destekleyen, fikir ve önerileri ile yol gösteren ve yüreklendiren, yakınlarına tavsiye eden  herkese bir kez daha teşekkür ediyoruz.

Şimdilik şundan eminiz: Bir dahaki yazımızın başlığı ‘Neden battık?’ olmayacak en azından. Hatta böyle bir başlık hiçbir zaman olmayacak.

Sevgiyle, sağlıkla kalın..

Ümit Biçer

 

(Bu yazı Akyaka Postası‘nın 3. sayısında yayımlanmıştır.)

Bir Cevap Yazın