Ali Sami Arlı / Akyaka Kadın Azmağının Yasal Korunma Koşulları

 

Ülkemizde turizmin gelişmesi ile birlikte kıyılarımız büyük bir talana uğramış ve onarılması güç hatta olanaksız kamu zararı meydana gelmiştir.
Üç tarafı denizlerle çevrili olan ve kara parçası örümcek ağı misali akarsularla sarılmış ülkemizde, ne yazık ki ilk kıyı kanunu 27 Kasım 1984 yılında kabul edilmiştir. 3086 sayılı bu eski kıyı kanunu, kavramların tanımı, kıyı kullanımı ve yapılaşma koşullarının belirsizliği sebebiyle Anayasa Mahkemesince 10 Temmuz 1986 tarihinde iptal edilmiştir. Yani ömrü 2 seneliktir. Anayasa Mahkemesinin 1985 / 1 Esas, 1986 / 4 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte, yeni bir yasa hazırlanması için kanun koyucuya (T.B.M.M. ) 6 aylık bir süre tanımıştır. Dolayısıyla iptal kararı 6 ay sonra yürürlüğe girmiştir.
Ancak, ne yazıktır ki, iptal kararından 4 yıl sonra, 1990 yılında bugün yürürlükte bulunan 3621 sayılı KIYI KANUNU yürürlüğe girmiştir. Ülke Turizminin o yıllarda hızlı gelişimi ve kıyılardaki yoğun yapılaşmalarla bu 4 yıllık süre içerisinde ülkemizin kıyılarının ne hale geldiğini düşünmek yüreğimizi sızlatmaktadır. Zira, yasa boşluğunun doğduğu bu süre içerisinde kaçak, yasa dışı plansız ve çarpık yapılaşmalarla kıyılarımız kaçak yapı cennetine dönüşmüştür.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 43. Maddesine göre;
KIYILAR, DEVLETİN HÜKÜM VE TASARRUFU ALTINDADIR.
DENİZ, GÖL VE AKARSU KIYILARIYLA, DENİZ VE GÖLLERİN KIYILARINI ÇEVRELEYEN SAHİL ŞERİTLERİNDEN YARARLANMADA ÖNCELİKLE KAMU YARARI GÖZETİLİR.
KIYILARDA SAHİL ŞERİTLERİNİN, KULLANILIŞ AMAÇLARINA GÖRE DERİNLİĞİ VE KİŞİLERİN BU YERLERDEN YARARLANMA İMKAN VE ŞARTLARI KANUNLA DÜZENLENİR.
Kıyı Kanunu ve buna bağlı diğer yasal mevzuatın 2 amacı vardır.
1-Kıyılardan HERKESİN EŞİT OLARAK SERBESTÇE YARARLANMASI.
2-DENİZ, GÖL VE AKARSULARLA ÇEVRENİN KORUNMASI.
T.C. Anayasası – mad: 35
” Herkes mülkiyet ve miras hakkına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz. ” Şeklindedir.
Dolayısıyla mülkiyet hakkı mutlak değildir. Kamu yararı gerekçesi ile sınırlanabilir.
Hatta tamamen geri alınabilir.
Kıyı kanununun 5. maddesi de aynı tarifi yapar.
Kıyı Kanununun 15. maddesi :
Kıyılardan yararlanılmasına engel olacak, set, hendek, tel örgü, yapı gibi engeller konulamaz.
Aksi halde cebri işlem ve ceza uygulanacaktır.
Kıyılarda devletin dahi hakkı bulunamaz. Bu nedenle kıyılar tapuya kayıt ve tescil edilmez. Kazanılmış hak geçersizdir. Zilyetlikle kazanılmaz.
Kısacası : Özel mülkiyete ve özel kullanıma konu olamaz.
Bu itibarla, ilk çıkış noktasından denizle birleştiği yere kadar 1.700 metrelik kıyısı bulunan Akyaka kadın azmağı, herkesin, serbestçe, eşit olarak ve hiçbir kesintiye, sınırlamaya tabi tutulmaksızın yararlanmasına açıktır. Şimdi Akyaka Kadın Azmağının Kıyı Kanunu ve ilgili yasal mevzuat karşısında ne şekilde korunacağı ve yasal kullanım koşullarını belirleyelim…
(Devamı gelecek sayıda)
Av. Ali Sami ARLI

Bir Cevap Yazın