Duygu Tan Gülcan / Sessiz Bahar

Çevre sorunlarının herkesi ilgilendiren önemli bir mesele olduğunun anlaşılması, sıklıkla Rachel Carson’un 1962 yılında yazdığı kitabı Sessiz Bahar ile ilişkilendirilir. Carson kitabında, tarımda kullanılan başta DDT (dichloro-diphenyl-tricloro-ethane) olmak üzere pek çok böcek ilacının canlılığa, böceklere, kuşlara, akarsular yoluyla deniz yaşamına ve nihayet bizlere verdiği zararları anlatır. Böcekleri etkisiz hale getirmeyi amaçlayan bu kimyasallar, böcekler dışındaki diğer canlıların da vücutlarına girip, yağ dokularında erimekte ve vücuttan atılamayıp birikmektedir. Pek çok kuş ve balık türünün yok olmasına neden olabilecek güçte olmakla beraber, insanlar için kanser başta olmak üzere çeşitli hastalıklara neden olur. Kitabın yayınlanmasından üç yıl sonra ironik bir şekilde kanser nedeniyle hayatını kaybeden Carson, çalışmasıyla tarım ilaçları konusunu gündeme getirmeyi başardı. 1970’li yıllarda dönemin en etkili böcek ilacı olan DDT, ABD ve Avrupa’da yasaklanırken gıda güvenliği politik bir konu haline geldi.
Türkiye’de ise durum biraz daha karışık. Ülkemizde 1980’li yıllarda yasaklanan DDT de dâhil olmak üzere yasaklı pek çok böcek ilacının hala yaygın bir şekilde kullanıldığı bilinmekte. El altından yasal ilaçlara göre daha uygun fiyatlarla kolaylıkla ulaşılabilen yasaklanmış ilaçların kullanımı bizleri zehirlemeye devam ediyor. Denetimlere gelince, yeterli olmaktan çok uzak. Kötü tarım politikalarıyla güçsüzleştirilen çiftçilere ise ucuza kaçtıkları için kızmak haksızlık gibi görünüyor.
Diğer taraftan, yasaklı olsun olmasın kimyasalların aşırı kullanımı ikinci sorun. Doğru miktarda kullanımının zararsız olduğu düşünülen kimyasalların aşırı kullanımı zarar vermeye devam ediyor. Ama sonuç ortada; ihraç edilen tarım ürünlerimizin sağlık kriterlerine uymadığı gerekçesiyle sıklıkla geri dönmesi, yasaklı kimyasalların kullanılmasıyla veya kimyasalların aşırı kullanımıyla ilişkili.
Peki böcek ilaçlarının kullanımı ne kadar gerekli? Böcek ilaçlarının kullanılması gerektiğini savunan iki temel görüş var; bunlardan ilki, böcek ilaçlarının doğaya ve insan sağlığına hiçbir zararının olmadığını, ikinci görüş ise, böcek ilaçları sayesinde tarımsal verimliliğin bugünkü düzeye ulaşabildiği, aksi durumda tarım verimliliğinin önemli oranda düşerek dünyada besin yetersizliği sorununa neden olacağını savunuyor. Oysa gıda mühendisi Yrd. Doç. Dr. Bülent Şık, iki görüşün de doğru olmadığını söylüyor. Kimyasalların sağlığa verdiği zarar zaten on yıllar önce kanıtlanmış durumda. Dünyadaki besin yetersizliği sorununun ise tarımsal verimlilikle ilişkisi yok. Dahası, 1950’li yıllarla günümüzü karşılaştırarak yapılan araştırmalar, 1950’lerden günümüze böcek ilacı kullanımının 10 kat artmış olmasına rağmen böceklerin neden olduğu yıllık ürün kaybının %8’lerden %13’ler düzeyine ulaştığını gösteriyor. Yapılabilecek en doğru şey böcek ilacı kullanımını akılcı ölçülere çekmek olduğu halde, kimya endüstrisi kârını büyütme dürtüsü ile tarımın bu kimyasallara her geçen gün daha fazla ihtiyacı olduğuna inanılmasını sağlıyor. Kimya sanayi büyürken dünyamız her geçen gün daha çok zehirleniyor.

Bir Cevap Yazın