Yalan Yere Yemin Eder Mısınız?

Ya da bir mahkemede yalancı tanıklık yapar mısınız?
Şimdi dürüst biri “Bu nasıl bir soru?” ya da “Niye bu soru ?” diyebilir haklı olarak.Bağışlasınlar; detayı geçerek ’böyle bir konunun hukuki ve ahlaki yönlerini kısaca da olsa irdelemek icap etti’ diyelim.
Öncelikle yalan söylemek adi bir iştir. Yaşamımızı yalana başvurmadan sürdürecek şekilde düzenlemeliyiz.
Eğer mahkemede ‘yalancı tanıklık’ yapılırsa bu,hapis cezasını gerektiren bir suçtur ve mağdur tarafın mağduriyeti oranında da artırılır.
Herkesin malumu olduğu üzre adaletin tecellisi iki aşamada gerçekleşmektedir:
İlk aşamada kolluk kuvvetlerindeki işlemler; ifadeler, deliller vb.hazırlıklar.
Bu aşamada olayın yeni oluşu nedeniyle uzun vadeli düşünemeyip, bir takım kaçamak, mantıksız ve yanlı ifade verme ,kurnazlıklara sapma, gibi psikolojik açmazlar yaşanabilir. Bu yüzdendir ki karakoldaki ifade ve durum üzerinden ceza verilmez.
İkinci aşama ve aslolan Mahkeme sürecidir. Burada “namus ve şeref üzerine” yemin şartı vardır ve biraz insani değerlere sahip biri, bu noktada durur, gerçeği söylemek zorunda hisseder kendini. Çünki ‘Namus ve Şeref’ sözleri sadece kendini değil, anasını, eşini, çocuğunu ve diğer yakınlarını da bağlar. En başta babası, yalancı şahitlik yapan bir evladın utancıyla toplum içine çıkamaz. Bir kamu görevindeyse yada bir toplum önderliğine soyunmuşsa sözünü kimse dikkate almaz .Kişinin ‘Görmedim’ diyerek işin içinden sıyrılmaya çalışırken bile ‘yalancı şahitlik’ yaparak suçluyu korumakta olduğunu toplum bilir, o yalanın nakdî, aynî yada nüfuz hesabıyla ama mutlaka bir çıkar için söylediğini toplumsal hafıza kayda geçer ve sırası geldiğinde kişinin yüzüne bir tokat gibi çakar. Hiç bir zaman doğruluktan, dürüstlükten söz etmeye kalkamazsın.Adın yalancıya çıkmıştır ve yaptığın her işte bir yalan payı arar insanlar. Bu durum, ömür çürüten ağır bir yüktür. Başkası senin için böyle bir yükün altına girer miydi, önce onu bir düşünmen gerek başkası adına yalan söylemeden önce.
Ayrıca kanun koyucu bu eylemin (yalancı tanıklığın ) bir kaç kişi tarafından yapılmasını ‘organize suç’ kapsamında ele almaktadır. Onlarca tanığı olan bir olayın bir kaç yandaş tanıkla örtbas edilebileceğini sanmak, mahkeme heyetini hafife almak ve kendini ateşe atmaktır . Halen sürmekte olan Kumpas sözcüğü ile anılan davaların tümü yalan tanıklar ve yalan delillerle kotarılmıştır. Yaşatılan mağduriyetler bugün telafi edilmeye çalışılmaktadır.
İşin dini yönüne baktığımızda ise Peygamberimiz, ‘Yalan yere yemin etmenin Allah’a şirk koşmaktan sonra işlenecek en büyük iki günahtan biri olduğunu’ buyuruyor. Bunun üzerine söylenecek söz var mıdır?
Sözümüzü ,Yaşar türküsünü tersinden yorumlayarak bitirelim: Karakolda şaşanların mahkemede doğruyu söylemesi dileğiyle..
Yeni yılınız kutlu olsun.
Ümit Bİçer

Bir Cevap Yazın