SU HAYATTIR

kose-yazisi-duygu-tan-gulcanDünyadaki yaşamın büyük bölümü binde birlik tatlı su döngüsüne bağımlıdır.
Bu sıcak yaz günlerinde büyük bir açıklıkla tekrar tekrar fark ettiğimiz bir şey varsa, o da suyun yaşamsal önemidir. Gerçekten de su yaşamdır, su hayattır ve varlığımız düzenli olarak tatlı suya ulaşabilmemze bağlıdır. Öte yandan ormansızlaşma, kentleşme ve sanayleşmenin etkleriyle sahip olduğumuz su kaynakları giderek azalmakta, sularımız krlenmekte, tükenmekte. Küresel ısınmanın da etkileriyle yakın gelecekte insanlığın en temel sorununun susuzluk ve suya ulaşım sorunları olacağı tahmin edilmekte, uluslararası lşkler su savaşlarının belirleyeceğ öngörülmektedir. Üçte ikisi sularla kaplı  bir gezegende susuzluğun gerçek bir soruna dönüşebilmesi mantıksız gibi görünebilir ve suların tükeniyor olduğuna anlam vermekte zorlanabilirsiniz. Gelin su konusuna biraz daha yakından bakalım. Okyanuslar, buzullar, göller ve derin aküferlerde bulunan büyük miktarda suya karşın, canlıların kullanımına uygun yenlenebilir tatlı su miktarı, yeryüzündek toplam su haciminin binde birinden daha azdır. Dünyadaki yaşamın büyük bölümü ise yeryüzündeki bu binde birlik tatlı su döngüsüne bağımlıdır. Ancak, insan müdahalesi, su döngüsüne büyük oranda zarar vermekte ve bu açıdan yaşamı tehdit etmektedir. Ormanlık alanların yok olması, bölgenin nem tutma potansiyelini kaybetmesine neden olduğu gibi yağışla gelen suyun yeraltı sularına ulaşımı da kısıtlar. Bu anlamda ormansızlaşma, su sorununun önemli bir halkasıdır. Bunun yanında tarımsal ve sına üretim, büyük miktarlarda tatlı su kullanımını gerektirir. Bu ihtiyaç öncelikle yeraltı sularından sağlanır ancak yeraltı sularından, dolma hızından çok daha süratli bir şekilde su çekilmes, yeraltı sularının sürdürülemez kullanımıyla sonuçlanır. Yeraltı sularının azalması bölgenin kuraklaşmasına ve ekosistemdek canlıların yeterli suya ulaşamamalarına neden olur. Bununla beraber tarımsal ve sına üretimde kullanılan kimyasalların akarsular le yer altı sularına karışması, tatlı su döngüsünün kirlenmesne, dolayısıyla bu kaynakların canlılar tarafından kullanılamayacak hale gelmesine neden olur. Tatlı su kaynakları kirlendikçe içme suyuna ulaşım önemli bir soruna dönüşmektedir. Su kaynaklarının özel şirketlerce kiralanarak suyun şişelenmes konunun diğer önemli bir boyutudur. Suyun şişelenerek pazarlanması bir taraftan suyun çıkarıldığı bölge halkı ve canlılarının suya ulaşımını sınırlamaktadır. Diğer taraftan tatlı suyun ancak onu finanse edebilenlerce tüketilebileceği anlamına gelmektedir. Yaşamsal temel bir ihityaç olan suyun bir metaya dönüşmesi etki ve hukuk açıdan oldukça tartışmalı bir konudur. Yeraltı suları tarımsal ve sına üretimin ihtiyacını karşılayamadığında teknolojik stratejler kanalıyla suya ulaşılmaktadır. Su krzin hafifletmek için ülkeler ve uluslararası finans kurumları dev baraj projeler, dervasiyon ve deniz suyunu arıtma gibi leri teknoloji içeren çözümler gelşitirmektedir. Ancak 20. yüzyılın su stratejler çoğunlukla doğa le işbirliği içinde değil, doğaya karşı hareket etmektedir. Bu nedenle su sorununa karşı geliştirilen teknolojik çözümler, ekolojik döngüler bozdukları için kısa zamanda sorunun bir parçası haline gelmekte, sorun çözülmek yerine daha da büyümektedir. Sorunu teknik ve uzmanların ilgilenmes gereken bir sorun olarak değil, yaşamın devamı için herkes eşit şekilde ilgilendiren önemli bir mesele olarak görmek ve sularımıza sahip çıkmak önemli. Su sorunu bu kısacık köşe yazısına sığdırılamayacak kadar derin br konudur, bu nedenle konuyu daha yakından araştırmak isteyenlere Maude Barlow tarafından kaleme alınan Mavi Sözleşme (Yordam Kitap), Sandra Poster ve arkadaşlarının Suları Nasıl Tükettik? (Tema Vakfı Yayınları) ve Fred Pearce’nn Nehirler Kuruyunca (Altın Kitaplar Yayınevi) ismli kitaplarını tavsiye ederim.

6 thoughts on “SU HAYATTIR

Bir Cevap Yazın