Türkiye Çölleşirken..

kose-yazisi-duygu-tan-gulcanNasa, geçtiğimiz aylarda yaptığı açıklamada Türkiye’nin de içinde bulunduğu Ürdün, Filistin, Kıbrıs ve Suriye’yi kapsayan Doğu Akdeniz bölgesinin 1998 yılında başlayan ve devam eden kuraklık dönemine girdiğini açıkladı. İklimbilimciler tarafından yapılan araştırmaya göre Doğu Akdeniz Bölgesi’nde geçtiğimiz 900 yılın en kurak dönemi yaşanmakta. Küresel ısınmanın bir sonucu olarak içinde bulunduğumuz kuraklık dönemine, yanlış arazi kullanımı, ormanlık alanların tahribi, meraların yok olması gibi yanlış politikaların da eklenmesi sonucu Türkiye’de çölleşme önemli bir tehdit olarak belirmiştir. Türkiye Çölleşme Risk Haritasına göre ise Türkiye’nin yaklaşık yüzde 47’si orta ve üzeri çok yüksek risk grubunda yer almaktadır.
14-18 Kasım tarihlerini kapsayan “Dünya Erozyonla Mücadele Haftası” vesilesiyle gündeme gelen çölleşme konusunu kısaca ele alalım. Türkiye’nin 1998 tarihinden bu yana taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi çölleşmenin biyolojik çeşitlilik, su kaynaklarının korunması ve küresel ısınma ile yakından ilgili olduğunu kabul eder. Bununla beraber çölleşmeye karşı alınması gereken önlemlerin sürdürülebilir kalkınma ekseninde gerçekleştirilmesi gerektiğini ifade eder. Başka bir deyişle çölleşmenin önlenmesine yönelik politikalar, ekonomik gelişmeye yönelik gerçekleştirilmekte olan politikalarla uyum içinde olmalıdır.
Oysa sürdürülebilir kalkınma yoluyla çevresel sorunların asla çözülemeyeceği savunulmaktadır. Bu görüşe göre sürdürülebilir kalkınma hali hazırda sermaye birikim sürecinin bir sonucu olan çevre krizini çözmeye değil, sorunu derinleştirmeye hizmet etmektedir. Çölleşmeyle savaşmak için ise ona neden olan temel faktörleri ortadan kaldırmak gereklidir. Bu anlamda; ormanlık alanların korunması, orman vasfını kaybeden ormanlık alanların başka kullanım alanlarına tahsis edilmemesi ve orman vasfını tekrar kazanması için gerekli çalışmaların yapılması, meraların korunması, erozyonla mücadele edilmesi, yer altı sularının aşırı kullanımının önlenmesi, sulak alanların korunması ve karbon salınımlarının azaltılma yoluna gidilmesi gerçek çözüm yolları olarak görülmektedir.
Doç. Dr. Yücel Çağlar Türkiye’de her yıl 80-100 bin dönüm ormanın yanarak, 5-7 bin dönüm ormanın tarla açma ve yerleşme yoluyla, 100-150 bin dönüm ormanın 6831 sayılı Orman Kanunu’nun ikinci maddesi uyarınca ormancılık düzeni dışına çıkarılıp Hazine’ye devredilerek ya da satılarak yok edildiğini belirtmektedir. 2040’lı yıllara tarihlenen Türkiye’nin büyük oranda çölleşeceği uyarılarına karşı bir an önce gerekli önlemlerin alınması, ekolojinin, ekonomik kalkınmadan çok daha önemli olduğunun anlaşılmasına bağlıdır.
Dr. Duygu Tan Gülcan

68 thoughts on “Türkiye Çölleşirken..

Bir Cevap Yazın