ANAYASA VE HALK OYLAMASI.

kose-yazisi-ali-sami-arliAnayasa, kişi hak ve hürriyetlerini siyasal iktidarın sınırlanması ve güçler ayrılığına yönelik hukuki ve siyasal bir belgedir. Anayasa, normlar hiyerarşisinin en üstünde yer alması itibariyle üstün nitelikli bir belge olup yazılı tüm kanunların dayanağını teşkil eder. Kuşkusuz bu tanım kuvvetler ayrılığı ilkesinin anayasalarında pek net olmayan ABD, Avustralya gibi ülkeler için değil daha çok Almanya gibi kıta Avrupası ülkelerin anayasaları için geçerlidir.
Güçler ayrılığı ilkesi aydınlanma dönemi düşünürlerinden Baron de Montesquieu’ nun “üç parçalı sistemine” dek uzanır. Bu bakış açısını Roma anayasal düzeni içerisinde birbirlerinin gücünü elde edemeyen güçler üzerinden edinen Montesquieu bu ilke ile; yasama, yürütme ve yargı güçlerinin birbirlerinden özerk konumu hakkındaki fikri geliştirmiştir. Şu haliyle kuvvetler ayrılığı ilkesi düzeyinde anayasa siyasal bir belgedir diyebiliriz. Bunun yanında bu belgenin kuvvetler ayrılığı ilkesiyle olan ilişkisi belgenin ne kadar demokratik bir içerikle hazırlandığının da bir göstergesidir.
Anayasanın tanımında yer alan “üst norm” olma niteliği ise tüm yasaların gücünü anayasadan alması gerektiği ve gücünü anayasadan almayan kanunların geçersizliği yönünde bir prensibe işaret eder. Bununla birlikte tarihsel olarak bakıldığında yasaların üstünlüğü ilkesinin anayasanın üstünlüğü ilkesinden daha eski olduğunu söyleyebiliriz. Aristotales tarafından kullanılan ve sonradan anayasa olarak çevrilen politeia kelimesi vatandaş ve yöneticilerin yasalara bağlı olması gerektiği düşüncesini merkezine alarak siyasal iktidarı sınırlayan bir metinden ziyade, kadim Yunan site-devletinin siyasal, ekonomik ve toplumsal yapısını tarif eder. Modern anlamda ilk yazılı anayasa olarak kabul edilen 1787 Amerikan Anayasası’ nın 6. Maddesinde anayasanın üstünlüğü ilkesinden bahsedilmiş ancak bu ilkenin ihlali durumunda başvurulucak cezai müeyyideden bahsedilmemiştir. Dolayısıyla, anayasanın üstünlüğü ilkesini anayasal bir hüküm haline getirmek o anayasayı üstün kılmaya yetmez.
Sonuç olarak, anayasa sadece hukuki bir metin değil, siyasal iktidar ve toplum ilişkisi itibariyle siyasal, evrensel, adalet mefhumu ve birey ilişkisi düzeyinde ise felsefi bir metindir.
Değerli okurlar, yukarıda anayasaların evrensel anlamda neyi ifade etmesi gerektiğini açıklamaya çalıştım. Bundan anlaşılıyor ki, anayasalar ait olduğu toplumun hem yönetimsel ve hem de sosyo-ekonomik yaşamsal koşullarını belirleyen metinlerdir. Bu metin hazırlanırken, yalnızca parlamentoda mevcut ve çoğunluğunu iktidar partisinin oluşturduğu komisyonda görevli vekillerin kişisel görüş ve tercihleri esas alınırsa, sağlıklı bir sonuca ulaşmak mümkün değildir. Böyle olduğu taktirde, yapılacak halk oylamasında, metnin içeriği bir yana bırakılır ve genel seçim havasında seçmenler parti tercihine yönelik oy kullanmak durumunda kalırlar. Neticede, telafisi güç bir durumla karşı karşıya gelinir.
Bir hususu da belirterek yazıma son vermek istiyorum. Ülkemizde olağanüstü hal yönetimi yürürlükte iken, sağlıklı bir referandum yapılması çoğumuzun endişesine yol açmaktadır. Böylesine önemli bir konunun, toplumun her kesiminde ve güven ortamı içerisinde tartışılarak, özellikle üniversiteler ve sivil toplum örgütlerinin görüşleri alınmak suretiyle gündeme getirilmesi daha uygun olurdu.
Saygılarımla .

5 thoughts on “ANAYASA VE HALK OYLAMASI.

Bir Cevap Yazın