SON KARARINIZ MI?

Evet-Hayir-001Bu sözün hangi yarışmada ne zaman sorulduğunu hepimiz biliriz.
Soru sorulur,sen enine boyuna, hatta sesli filan düşünür sonunda bir cevap verirsin. ‘Son kararınız mı?’ sorusundan sonra artık cevabını değiştiremezsin. Tam o noktadayız.
16 Nisanda sandığa gideceksin, o ana kadar söylenenleri ve bugüne kadar yaşamakta olduklarını dikkate alarak son kararının vererek mühürü basacaksın. Filmin devamını biliyoruz. Galip gelen taraf çılgınlar gibi sevinecek. Ve her yerde halkın iradesi cakası satacak .Oysa sandıktan çıkmak asla demokrasinin ve adil seçimin göstergesi değil. Gerçek seçim sonucu ancak sandığa giden yolda da eşit koşullar altında yarışılırsa tecelli eder.
Şimdi kısaca bir bakalım taraflar eşit koşullar altında mı yarışıyorlar:
EVET cephesindekileri alt alta yazalım önce:
16 yıldır işbaşında olan bir siyasi parti ve
o partinin bu süre içinde, bürokrasinin en alt kademesinden en üst seviyesine kadar
yerleştirdiği insanlar,
artı, vasat birer iş adamı iken bu iktidar sayesinde milyar dolarlarla oynayan milletin anasına küfreden türedi zengin takımı,
artı, fetöcü kesime dahil olmayan ve fakat iktidara çıkar yularlarıyla bağlı diğer tarikatlar ve bu bağlamda siyasallaşan ve muazzam bütçesi ile tüm cami cemaatını etkisi altına alma çabasında olan Diyanet İşleri başkanlığının radikal üyeleri,
artı, koro halinde yayın yapan havuz medyası ve gazeteci kılığındaki tetikçiler,
artı ,bir- iki televizyon dışında kalan tüm televizyon kanalları,
artı,liyakatla değil,kayırma ve biat ile Üniversitelerin yönetim kadrolarını ele geçirmiş yöneticiler,
artı, öteden beri, içten içe ,Türkiye Cumhuri-
yetinin yıkılacağı ,yada iç savaşa sürüklene-
ceği günleri dört gözle bekleyen etnik çeteler,
artı, yine aynı kıvamı bekleyen, başta ABD olmak üzere emperyalist güçler.
artı, eğitim sürecini tamamlayamadan hayata atıldığından ,milli ve sosyal değerlerini gelişti-
rememiş, herhangi bir çıkar durumu olduğunda, hatta bir torba erzağa, yarım ton kömüre istenen siyasi partiye oy verebilecek tıynette vatandaşlar,
(Bunu hakaret amaçlı söylemiyoruz,onları bu kadar ilkesiz bu kadar zor durumda bırakan siyasiler utansın)
Daha saymaya gerek var mı?
Evet cephesi porofili aşağı yukarı böyle.
Şimdi bir de HAYIR Cephesine bakalım:
Bu cephenin başını CHP çekiyor, padişah türü tek adam istemiyorlar.
İkinci sırada şaşılacak bir garabetle MHP var.
Bahçeli Evet diye çığlık çığlığa iken, liderine kayıtsız şartsız bağlı sandığımız tabanı ise ezici çoğunlukla ‘Hayır’ cı .
Burada geniş analizler yapmaya ne yerimiz yeterli,ne de gereği var. Diğer hayırcı ve evetçi partileri yada grupları tek tek sayacak değiliz.
Ancak görünen o ki memur, işçi ,emekli gibi ekonomik hayatın içinde tüketici olmaktan öte herhangi bir ağırlığı olmayan dar gelirli vatandaşlar bile ikiye bölünmüş durumda .
Atatürk Cumhuriyetinden yana olanlar ‘Hayır’ cı.
Yani mevcut düzende mutlu olamasalar bile, parlamenter sistemin devamından yanalar.
Anlamakta zorlandığımız, bugünkü düzenden akıl almaz ölçüde nemalanan ve iktidarla sürdürdüğü tatlı ilişkinin devamını isteyen bir milyarder işadamı ile emekli maaşıyla kıt kanaat geçinen vatandaş aynı şiddet ve arzu ile Evet noktasında birleşebili-yor. O zaman haliyle sormak istiyorsun ‘Senin için ne farkediyor da Evet diye yırtınıyorsun, sevgili kardeşim.’
Ayrıca nelerin değişeceği konusunda bir kez olsun ciddi bir inceleme de yapmadığı da kesin.
O vatandaş profiline göre Erdoğan ne yaparsa doğrudur. İyi de adam kendisi itiraf ediyor,Aldatıldık
diye. Hem de kaç kez. Tüm gün yanında nöbet bekleyen yaverlerinden tut da en üst düzeydeki
bürokrat ve komutanlara,iş çevrelerinden dava arkadaşlarına kadar bir çok kişi aldatmış kendisini.
Peki şimdi bu Başkanlık sistemi ile doğru karar verdiğine nasıl inanıyorsun.
Gelelim bu işin ikinci perdesine:
Hayır çıkarsa değişen bir şey yok, sistem devam edecek .Ama Evet çıkarsa sanıyor musun ki tatlı bir geçiş olacak. Bir ülke neredeyse tam ortasından bölünmüş olacak. Meclisin ve yargının denetim yetkisi olmadığı için Tek adam’ın aklının, bilgisinin, deneyiminin yettiği ölçüde kararlar alınacak ve uygulamaya konacak. Hangisi ne kadar yürüyecek,hangi proje çamura saplanacak.
Kimler özerklik yada başka bayrak peşine düşecek. Kimbilir, bugün kanlı bıçaklı oldukları Fetö ile bile tekrar sarmaş dolaş olabilirler. El konulan mallar belki iade edilmez ama iade-i itibar yoluna gidilebilir.(Bu da tiyatronun üçüncü perdesi olur!) Türkiye Cumhuriyetinin devamından yana olan herkesin tarihin bu döneminde kendini Başkanlık gibi bir fanteziye kaptırmasının acı sonuçlarını çocuklarımız çekecek.
Hayırlı günler dileğiyle

Bir Cevap Yazın