İNSANIZ HEPİMİZ; AYNIYIZ, AYNAYIZ, SEVGİYLE VARIZ

ESME«Sevgiden acılar tatlılaşır; sevgi yüzünden bakırlar, altın olur; sevgi yüzünden tortular durulur, arınır; sevgiden dertler şifa bulur; sevgiden, padişah kul kesilir.» Mevlana Celaledin-i Rûmi

30 Eylül 1207’de Horasan’da doğup 17 Aralık 1273 yılında Konya’da vefat eden Mevlana, bu sözlerle insanlığın en temel varoluş sebebini dillendirmiş. Bilindiği üzere, her yıl 17 Aralık’ta Konya’da, Türkçesi “Düğün Gecesi” anlamına gelen Şeb-i Arus töreni düzenlenir. “Ölümü” aslında bir son değil, maddi ve manevi boyutlarda gerçek yaşamın başlangıcı olarak görmüştür. Birçok şey, doğum-ölüm, varlık-yokluk, iyilik-kötülük gibi kavramların bizim algımıza, bakış açımıza göre nasıl değişebildiğini de ifade etmiştir. Öyleyse nedir, nedendir insanlar arasındaki bunca kavga, bunca ayrılık?
Yaklaşık üç yıl önce İtalya’dayken İspanyol kökenli ev arkadaşım Gris ve sevgilisi Manlio ile mutfakta maneviyat üzerine konuşuyorduk. Peygamberler, inançlar ve kurallardan bahsederken ne kadar şeffaf bir düzlemde olduğumuzu anımsıyorum. Bir de ramazan günlerinde, benden başka kimseye hissettirmeden, buzdolabında benim rafıma her gün bir miktar ekmek ve içinde bizim kültürümüze de yakın olan yiyeceklerin bulunduğu bir saklama kabını içtenlikle koyuşu… Öğrencilik ve hoş paylaşım günleri… Bir elinin verdiğinden öbür elinin haberi olmayan, kendini “Hristiyan” olarak tanımlayan, eve her giriş çıkışımızda daima selamlaşıp sohbet ettiğimiz Gris…
Ve konuşmalarımızdan aklımda kalan: “Hepimiz insanız, aynayız, aynıyız…” Güzel dostlarımla sık sık yazışır, konuşur, özel günlerde birbirimizi kutlarız. Noel’de de… Kimilerine göre Hristiyan bayramı, Muazzez İlmiye Çığ’a göre Orta Asya ve Türk kültürünün bir yansıması olan Yeniden Doğuş-Çam, Nargudan Bayramı… Hristiyanlar’ın Çam ağacı ve “Türklerin tek tanrılı dini kabul etmeden önceki inançlarına göre, yerin göbeği sayılan yeryüzünün tam ortasında bir ‘Akçam Ağacı’ var. Semboller, tarihsel değişimler bir yana, hepimizin arzuladığı, çam ağacının altında ya da bir tebessümde saklı. En değerli hediye, samimi sonsuz sevgi… Cennetin Kapısı…
Yeni yıla girerken, Akyaka’da yazdığım bir şiiri hediye ediyorum sizlere…

CENNETİN KAPISI
Bedenin değil, ruhunun nerede olduğunu biliyor isen
Ve bildiğin yerdeki eşikteysen
Ne “Zaman” fark eder senin için;
Ne de “Mekân”

Hangi pencereden değil, hangi gözle baktığını anlayabiliyorsan,
Cenneti de cehennemi de idrak etmektesin belki de…
Cennetin kapısı tende değil sadece
O, “ten”in mânâsında, dokunduğun tendeki huzur damlasında…

Cennetin kapısı duyduğun seste,
Derinliklerine dokunduğun eşsiz yürekte
Cennetin kapısı, senin gözlerinde.

Bir Cevap Yazın