Napoli sokaklarından içimize akan bir hayat: NAPOLİ ROMANLARI

ESMEBu sayıda aramıza Esma Tuğçe Tözman katılıyor.
5 sayfalık CV sini, bir paragrafla anlatabilmek elbette olanaksız. Sadece satır başları ile söz edebileceğiz kendisinden.
Ank. Üni. DTC Fakültesi İtalyan Dili ve Edebiyatından 2012 yılnda mezun olmuş. Yine aynı üniversitede Yüksek Lisansını tamamlayarak doktora çalışmalarını sürdürmekte.
Çeşitli eğitim kurumlarında İtalyanca öğretmeni ve okutman olarak çalışmasının yanında diksiyon, seslendirme, grafik ve animasyon gibi de kariyerine katkı sağlamaya yönelik başarılı çalışmalarda da bulunmuş. Önemli toplantılarda ,konferanslarda simultane çevirmenliğin yanında roman ve şiir çevirileri de vardır. Çok sayıda bilgi ve beceriyi bünyesinde toplamış olan, güleç yüzlü ve enerji yüklü kardeşimiz Esma Tuğçe Tözman’a ‘Aramıza hoş geldiniz’ diyor.başarılı çalışmalarının devamını diliyoruz. Editör
***
Nihayet, büyük bir hevesle beklediğim, müstear isimli yazar Elena Ferrante’nin Napoli Romanları sabahın erken saatlerinde evime geldi. Kahvaltıdan Önce güne kitap kokusuyla başlamak,
Akyaka’daki cennet gibi dağ ve deniz manzarasının güzelliğini bir kat daha artırdı. Sanki öncesinde uzak yollardan gelecek en sevdiğim çiçek ya da kokusunu kanıksadığım en güzel parfüm gelmeden önceki bekleyişin sona ermesi gibi.
Napoli Romanlarının ilk kitabı Benim Olağanüstü Akıllı Arkadaşım’a başlamadan önce de kendimce, eser hakkında araştırma yapmıştım; yorumlar ve röportajlar, tanıtım yazıları gibi. Lila ve Lenù’nun öykülerini okumaya başladıktan sonra, kitaptaki anlatı denizi beni öyle bir içine çekti ki, günlük temel ihtiyaçlar dışında pek çok şeyi unuttuğumu, kitabı bitirince anladım. Hani, bazı şeyleri anlatırken, anlatılmaz; yaşanır, denir ya. Benim de kitapla ilgili fikirlerimi paylaşırken aklıma gelen en kısa cümle: Bu kitabı yaşayın. Kitabı yaşayın, diyorum; çünkü neredeyse her öyküde, kendimizden de bir parça tanıdık, iç içe hayat öyküleriyle karşılaşacağımız ama davranış ve olayları karşılama açısından şaşırtıcı olabilecek davranışlardan öğrenebileceğimiz çok şey var. Serinin diğer kitapları da ilk kitap kadar sürükleyici.
Elena Ferrante’nin öykülerinin beni hem tanıdık, hem de dünyanın içine sürüklemesindeki en önemli etkenlerden biri de, bu eserin çevirmeni: bir çevirmen-okur olarak, önceden de çevirilerini beğendiğim ve sanatsal tarzına aşina olduğum Eren Yücesan Cendey. Burada, çevirinin özellikle de edebi çevirinin, yolun başında olmama rağmen derinliği ve zorluklarını kısmen yaşamış bir çevirmen ve eleştirel okur gözlüğünden yansıyanları paylaşacağım.
Okuduğumuz her şeyi onaylamak zorunda olmasak da, iyi bir eseri ve düşündürdüklerini paylaşmanın zevki çok daha fazla. Elena Ferrante’de ise sadece iyi bir eser, güzel bir öykü değil, toplumsal cinsiyet penceresinden bakıldığında rollerin kadınların ve erkeklerin hayatlarını, özellikle de 50’li yıllarda ne kadar derinden etkilediğinin belgesi sanki. Napoli sokaklarının ve oradaki hayatın belgeselini seyreder gibi okudum. Zaten yakında televizyon dizisi olarak da karşımıza çıkacak olan bir başyapıt.
Okurken altını çizip, zaman zaman etrafımdaki insanlara kısacık alıntılarla kitabın içeriğinden bahsettiğimde aldığım “ben de yaşadım bunları”, “benim de annem böyleydi”, “babam da bana böyle davranırdı” şeklinden aldığım cevapların sahiplerinden bir kısmı Napoli’ye hiç gitmemiş, ama insan, her yerde insan; kadın, her yerde kadın. İnsan ilişkilerinin dayandığı temeller ise sadece siyasi sınırlara bağlı olmasa da, bu kitabı okurken Napoliten ezgiler dinler gibi oldum. Yazarının kimliğini gizli tutuyor olması, eserlerindeki lezzeti biraz da “meslek sırrı” ya da kaliteli bir markanın “gizli formülü” gibi sunuyor. Böyle hissettiren de, bizim dilimize, kelimelerin gücü ve felsefi derinliğinin şahane bir şekilde aktarılması.
Napoli Romanları ve Elena Ferrante’nin eserleri anne-babaların, öğretmenlerin, gençlerin, sosyolojik ve psikolojik açıdan insan ilişkilerini ve insanı anlamaya gayret eden herkesin okuması gerektiğine inanıyorum. Birbirimizi anladığımızda ve zorluklar karşısında pes etmediğimizde hayat daha da güzelleşecek, zihinlerdeki soru işaretleri daha net bir şekilde cevap bulacak. Bu romanlarla, belki de yeni kardelenler, geleceğine daha güvenle ve korkusuzca ilerleyen gençler günışığına çıkar.

Bir Cevap Yazın