SİZİNKİ METAL YORGUNLUĞU DEĞİL BEYLER, MENTAL YORGUNLUK !.

kose-yazisi-umit-bicer2Önce hastalığın adını doğru koyalım:
Metal yorgunluğu dediğin, ‘metal’e has ,onun moleküler yapısı, içten içe çürümesi, özelliğini ve işlevini yitirmesi vb. durumlar ile ilgilidir ve adı üstünde, ‘metal’ için kullanılır.
Ha, ‘yorgunluk,çürüme,işlevini yitirme’ gibi özellikler bizde de var’ diye aynı tanımı Camianız için kullanmak isterseniz,yanlış ve eksik olur.
Sizinki ‘Mental (zihinsel ve duygusal) yorgunluk’ olup özellikleri ve belirtileri bu kadarla sınırlı kalmaz efendim. Psikiyatrik, ekonomik,politik, etik, sosyolojik, pedagojik ve daha biri sürü ..lojik nedenleri olup kökleri çok daha derindedir.
Örneğin: Bu hastalığa tutulan kişi( ler) agresif tavırlar sergiler. En yakınlarına bile saldırır, çevresini kırar, döker. Hele amir statüsünde ise, kafaya taktığı kişiyi, hiç gözünün yaşına bakmadan kapının önüne koyar. Vicdanen hep rahattır,çünkü kendince hep o haklıdır.
Belirtiler arasında en öne çıkanı da ‘Megalomani’dir. Mesnetsiz bir üstünlük duygusu kişinin bütün ruhunu ele geçirmiş olup, kişi kendisini, örneğin Atatürk gibi dünya liderleri ile kıyaslamaya kalkar.
Keza ‘Unutkanlık’ had safhadadır. Dün söylediğinin bugün aksini söyler. Bu nedenle de çoğu kez ‘ak’ ım derken ‘çok’um der.
Hasta; içinde yaşadığı toplumu ve coğrafyayı unutarak yüzyıllardır Türk yurdu olan Anadolu’da ‘Türküm demek bölücülüktür’ şeklinde abuk cümleler kurabilir.
Ayrıca ‘yalancılık’ bu tiplerde alışkanlık düzeyindedir. Antin – kuntin işler yaparken suçüstü yakalandıklarında bir taraftan ‘aldatıldığı ‘ yalanına başvurarak durumu kurtarmaya çalışırlar öte yandan yakalayanları
mahkemeye verip,haklı çıkmaya çalışırlar.
Dünya malı umurunda değilmiş gibi davranarak içindeki aşırı para hırsını gizlemeye çalışır. Oysa dini- imanı paradır, Faiz haramdır derler ,afiyetle yerler . Kul hakkı derler ama bir milletin hakkını yerler, yine de gözleri doymaz.

Mental yorgunluk hisseden kişi; kendine ve yakınlarına ,yol arkadaşlarına, varsa partidaşlarına, kısacası, aynı yağmurda ıslandığı tüm cankuşlarına karşı bile güven duygusunu zamanla yitirir, herkesi potansiyel düşman olarak görür. Sürekli hayati tehlike içinde olduğuna dair vehimlere kapıldığından kendini güvende hissetmesi için bir koruma ordusu gerekir.
Beşeri ilişkilerinde çürüme had safhadadır. ‘Vefa’ ,artık onlar için İstanbul’da bir semt adı, ’Nezaket’ de bir kadın adıdır. ‘Sadakat’ ise sadece şiirlerde kullanılan içi boş bir sözcüktür. Artık ‘Dava’ dan vazgeçmiş ama önüne gelene açtığı ‘hakaret dava’ larından para kazanma peşindedir. Komşusu açken kendisi tok yatmakta bir beis görmez. ‘Devlet malı deniz, yemeyen domuz’ lafını şiar edinmiştir.
‘Mental yorgunluk’ ‘fiziksel’ değilse bile sosyolojik olarak bulaşıcıdır. Farklı ortamlarda bu hastalığa yakalanan kişiler,bir araya gelerek çoğalma eğilimi gösterebilirler. Daha düne kadar birbirleri hakkında ağıza alınmayacak hakaretler savuran mental yorgunlar, tükürdüklerini yalayarak mesut-bahtiyar bir arada yaşama sürecine girebilirler.
Ne var ki bu kişi yada kişiler lider profilinde iseler, bir süre sonra takipçileri ufak ufak sıvışır, dımdızlak ortada kalırlar.
Sonuç olarak bu hastalığın tedavisi yoktur. ‘Kullü nefsin zâikatül mevt’ (her doğan ölmeye mahkumdur) gerçeği burada da geçerlidir. Hevesleri kursağında kalarak tarihin çöplüğünde yerlerini alacaklardır. Ümit Biçer

Bir Cevap Yazın