BERTOLUCCI, MORAVIA VE GÜNCEL TOPLUMSAL ALGI

ESME“Film çekmek yaşamak, yaşamak film çekmektir. Gayet basit, boşluktaki bir nesneye, bir yüze tekrar bakmak ve onu yirmi dört kez görebilmektir. İşin tüm sırrı buradadır.”* – Bernardo Bertolucci
Son günlerde seyrettiğim, geçmiş yıllarda çekilmiş anlamlı bulduğum filmlerden birini paylaşmak istiyorum bu yazıda. Ünlü İtalyan yönetmen Bernardo Bertolucci’nin 1970 yılında çektiği (ülkemizde de 1989’da 8. Uluslararası İstanbul Film Festivali kapsamında gösterilen), İtalya-Fransa-Batı Almanya ortak yapımı “Konformist”, Alberto Moravia’nın 1947 yılında “Il Conformista” adıyla yayımladığı ve Türkçeye Firuzan Tekil tarafından 1971 yılında “Düzen Adamı” olarak çevrilen romandan uyarlanan bir filmdir. Fransızca “Conformiste” kelimesinden dilimize geçen “konformist”in TDK sözlüğündeki anlamı ise; “uymacı, uymacılık yanlısı olan”, yani; düzene başkaldırmadan, sorgulamadan itaatkâr bir şekilde yaşayan birini ifade eder.
Filmdeki olaylar 1938 yılında Mussolini döneminde İtalya’da başlıyor. Marcello Clerici Roma’da Mussolini için çalışan bir konformisttir. Moravia’nın anlatımı Bertolucci’nin eşsiz yorumu, filmi çok daha keyifli kılıyor. Romandan uyarlanan bir film olarak, Marcello Clerici’nin gençlik dönemindeki girişimleriyle başlıyor film. Elbette ki filmde de Marcello Clerici’nin çocukluğunda yaşadığı önemli deneyimlerini es geçmeyip, filmde geriye dönük bir anlatımla seyirciye aktarmıştır Bertolucci. Filmin müziği ise Fransız film müziği bestecisi Georges Delerue’ye aittir.
Clerici derin devlet işlerine kendini adayan bir karakterdir. Çünkü dönemin etik, sosyo-politik ve toplumsal cinsiyet standartlarına uymaya, yani “normalleşmeye” çalışmaktadır. Marcello’nun herkes gibi normal bir ailesi, evliliği, olmalıdır ki, çocukluğunda yaşadığı suiistimalin izlerini en azından dışardan bakılınca görünmeyecek biçimde kapatabilsin. Ahlaklı, çalışkan, disiplinli, cesur bir “ normal vatandaş” olabilmek için tutkuyla çabalasa da, balayını geçirmek için eşiyle Paris’e giden Marcello’nun içindeki o küçük korkak çocuk ona görevini başarıyla tamamlamasına ve karşıt görüşteki üniversite hocasını öldürmesine izin vermeyecektir. Marcello’nun eşi Giulia, Profesörün balerin eşi Anna, Profesör Quadri, ajan Manganiello’nun sosyal ve psikolojik rollerini de göz ardı etmemiz mümkün değildir. Çünkü karakterlerin ruhsal karmaşaları da filmde açıkça vurgulanmaktadır. Her ne kadar Mussolini İtalya’sında geçmiş olsa da başka ülkelerdeki toplumsal algıyla bir kez daha yorumlanabilecek bir filmdir. Dolayısıyla, Konformist filmi, hem sanatsal estetiği, Bertolucci’ye özgü ışık ve renk oyunlarıyla zengin bir ziyafet tadında, hem de döneme ilişkin güzel bir belgesel tadında, akılda kalıcı sahneleri içeriyor. Ayrıca, Âlâ Sivas’ın İtalyan Sinemasına Bakış adlı kitabındaki aktarımına göre Bertolucci: “Il Conformista benim için önemliydi, çünkü bu bir gösteri-sinema’dır, özgürlüğümü kazanmama yardım eden, deneysel çalışmalara egemen olmamı sağlayan…” demiştir.
Yeri gelmişken, beni en çok etkiyen sahnelerden biri, filmin sonlarına doğru Marcello’nun, dans eden (normal) insanların tam ortasında, merkezde, tek başına oluşudur. Tıpkı yıllar sonra, Marcello’nun ‘normal’ ailesinin gösterildiği sahnede, Marcello’nun kızının, bir sürü elma arasından kırmızı renkli olan elmayı seçmesi gibi. Sinemaya özgü birçok gösterge ve kültürel kodlarla karşılaştığımız bu film, Mussolini dönemindeki mimari yapıları da gözlemleme imkânı sunuyor.
(*Alıntı:Bertolucci, Muhteşem Takıntım Yazılar, anılar, röportajlar (La mia magnifica ossessione . Scritti, ricordi, interventi) 1962-2010, Garzanti Libri, 2010, s. 197 )

Bir Cevap Yazın