NEDEN VE NASIL MATEMATİK ÖĞRETMENİ OLDUM ?

12Bu yazıda biraz kendimden bahsedeceğim. Matematiği bu kadar sevmeme, matematiğe aşık olmama nedenler neydi? Beni motive eden öğretmenleri ve olayları anlatacağım.
İlkokulu Ankara’nın kazası Kızılcahamam’da bitirdim. Sınıfın çalışkanlarından biriydim. 5 yıl boyunca bütün derslerim 5 oldu. 3. Sınıfta öğretmenim rahmetli Feyzullah Coşkun, “Bu sınıfta üç kişi üniversiteye gider, eminim” dedi. Sonra yanıma gelip ,yavaş bir sesle, “Biri sensin karakız” dedi.
Öğretmenim bana daha üçüncü sınıftayken bir hedef koymuştu, daha da güzeli bana güveniyordu. Bu güvenle ilkokulu bitirdim. İçimden geçen neydi biliyor musunuz? Tamam, üniversitede okuyacağım, yurt dışına da gidebilecek miyim? O zamanlar yurt dışına çıkmak hiç de kolay değildi.
Birinci dönem bitti, karneleri aldık. Karnede bütün derslerim beş. Ne bir dört var ne de bir altı var. Müthiş hayal kırkılığı yaşadım. Babam ve annem bir şey demediler ama yüzlerinden memnun olmadıklarını anladım. Kendi kendime karar aldım, ‘Demek ki bu kadar çalışma yetmiyor ,daha çok çalışmalıyım’. Tabii gereğini de yaptım.
Birinci sınıfın 2. Yarısının başında veli toplantısı yapıldı. Babam matematik öğretmenimiz Yaşar Hanım’a beni soruyor.
Öğretmenim; “Zeynep’in babası mısınız? Tanıştığıma sevindim. Çok akıllı bir kızınız var, matematik derslerinde çok başarılı ,müthiş bir muhakeme yeteneği var” diyor. Babam şaşırıyor; “Ama karnede matematik sadece 5” diyor.
Öğretmenim; “Siz o nota bakmayın, göreceksiniz 2. Dönemde notu da düzelecek.”
Bu sözler bana müthiş güç verdi, motivasyon oldu. Tabii notum da yükseldi. Ortaokul bitiminde karneleri aldıktan sonra her dersten sınava giriyorduk. Sınav sonuçlarında sınıfımızda 57 öğrenciden 6 kişi bütünlemeye kalmadan bitirdi, biri de bendim. Sonra öğretmen okulu sınavlarına girdim, Konya İlköğretmen okulunu kazandım. Nasıl bir güzel okuldu, öğretmenlerimiz harika. Atatürk devrimlerini yutuyoruz. Öğretmenlerimizin her biri ayrı idealist ve Atatürkçü. Etüdlerimiz var, nasıl çalışıyorum. Derslerimiz 15:30 da biter, akşam etüdüne kadar sosyal faaliyetlere ayrılırdı. Ben, kütüphaneye oradan çıkar spor salonuna, oradan çıkar dans odasına… Hiç durmaz, koştururdum.
Öğretmen okulları anlatılmaz yaşanır. Başka bir yazımda Öğretmen Okullarında eğitimi, idealizmi, modernliği ve kaliteyi anlatmaya çalışacağım. Köy enstitülerin bir uzantısı olan Öğretmen Okulları, aynı idealle Atatürkçü öğretmenler yetiştirdi. Bir müddet sonra bu güzel okulların sonuna getirdiler.
Nerde kalmıştık… Öğretmen okulu 1.sınıfta matematik öğretmeni Abdullah Çiçek. Yüksek Öğretmen Okulu mezunu harika biri insan. Matematik dersinden 1. sınavı olduk, ben 10 dakikada soruları yanıtladım, kağıdımı verdim.
Henüz sınıfta kimse birbirini tanımıyor. Kızlar; ‘Eyvah Zeynep Yapamadı’ demişler. Bana da acıyarak bakıyor, soramıyorlar. 3-5 gün sonra öğretmen sonuçları asmış. Ben kendimden eminim, gidip bakmadım bile.. Arkadaşlar benim 10 aldığımı görünce ,hep birlikte bağırarak beni buldular. Müjde veriyorlar 10 aldın diye. Ben gayet sakin ‘Biliyorum’ dedim. Öğretmenim sonra beni görüp, ‘bu hızla çalışırsan Yüksek Öğretmen Okulu’na seçilir, iyi bir matematikçi olursun, seni profesör olarak görmek isterim’ dedi. Aman Allahım !..Bir güzel motivasyon daha. Öğretmenin bir cümlesi öğtrenciyi nerelere götürüyor. Evet Yüksek Öğretmen’e seçildim. Üniversite giriş sınavında tek tercihim vardı, matematik. Kariyer de yaptım, çocuk da. Profesör ve iki çocuk annesiyim. Bu üç aşkımdan da vazgeçmem imkansız. Haa…Yurt dışına da çıktım, Matematikle 27 ülkeye gittim.
Sevgiyle Kalın , Matematikle kalın..

Prof. Zeynep Fidan Koçak

Bir Cevap Yazın