Biyolojik Saatimiz

Eken­diz Tanay anı­sı­na dü­zen­le­di­ği­miz 1. Ak­ya­ka doğa top­lan­tı­sı sı­ra­sın­da, gerek fen bi­lim­le­ri gerek tıbbi bi­lim­ler ge­rek­se sa­nat­çı­lar ve fi­lo­zof­lar­la uzun uzun ko­nuş­ma im­ka­nı bul­dum. Bu ve­si­le ile, Denge Medya grubu, Ak­ya­ka Pos­ta­sı Ga­ze­te­si, Men­te­şe Be­le­di­ye­si ve Elif Hanım otel’e yar­dım­la­rın­dan do­la­yı te­şek­kür ede­rim.

Top­lan­tı sı­ra­sın­da öne çıkan baş­lık­lar­dan biri de geç­ti­ği­miz yıl Nobel Tıp ödü­lü­nü alan ça­lış­ma­nın ko­nu­su olan “Bi­yo­lo­jik sa­ati­miz” idi. Bu ça­lış­ma­ya göre, hüc­re­le­ri­miz ken­di­le­ri­ni ye­ni­le­me ve bes­len­me ko­nu­sun­da Mil­yon­lar­ca yıl­dır devam eden evrim sü­re­cin­de be­lir­li bir ritme uyar­lan­mış du­rum­da. Fen bi­lim­le­rin­de Nobel Kimya ödülü alan tek Türk, Aziz ho­ca­mı­zın da ça­lış­ma­la­rı­na konu olan “DNA ta­mi­ri” ile bes­len­me-uy­ku dü­ze­ni­miz ve ku­an­tum me­ka­ni­ği­nin ör­tüş­me­sin­den çıkan fi­kir­le­ri si­zin­le pay­laş­mak is­te­rim.

An­la­dı­ğım ka­da­rı ile, tüm or­ga­niz­ma­mı­zın (be­de­ni­miz) ça­lış­ma pren­si­bi ile hüc­re­sel baz­da­ki ye­ni­le­me-ta­mir et­me-bes­len­me me­ka­niz­ma­la­rı ne yazık ki, ça­ğı­mı­zın hızı ve ge­tir­di­ği alış­kan­lık­lar se­be­bi ile bir bir­le­ri ile tu­tar­lı ol­ma­dı­ğın­dan bir çok has­ta­lık veya ra­hat­sız­lık­la karşı kar­şı­ya ka­lı­yo­ruz. Özel­lik­le be­lirt­mek is­te­rim ki; Üze­rin­de yaz­dı­ğım ko­nu­lar “İsviç­re­li bilim adam­la­rı bil­mem ne ge­ni­ni buldu” ta­dın­da ma­ga­zin­sel ve­ri­ler üze­ri­ne değil, tüm po­zi­tif bilim dün­ya­sın­da kabul gör­müş fi­kir­le­re ve de­ney­le­re da­yan­mak­ta­dır. Öyle gö­zü­kü­yor ki; hüc­re­le­ri­miz din­len­me­ye ça­lış­tı­ğın­da (uyku vakti) be­de­ni­mi­zi ya ça­lış­ma­ya ya da ge­rek­siz ol­du­ğu­nu dü­şün­dü­ğüm di­zi­le­ri sey­ret­me­ye ayı­rı­yo­ruz. Do­la­yı­sı ile hücre din­len­me­si ve ye­ni­len­me­si sü­re­le­ri­ni yapay se­bep­ler­den do­la­yı kı­sal­tı­yo­ruz. Bi­lim­sel ve­ri­ler, gün­düz ışı­ğı­nın ol­ma­dı­ğı sa­at­ler­de din­len­me­miz ge­rek­ti­ği­ni açık­ça or­ta­ya ko­yu­yor. Ay­rı­ca bes­len­me dü­ze­ni­miz­de “fast food” kül­tü­rü ile bir­lik­te, al­ma­mız ge­re­ken pro­te­in, şeker ve yağ mik­tar­la­rı ta­ma­mı ile yan­lış yönde. Üze­ri­ne üst­lük, far­kın­da ol­ma­sak dahi bu aşırı hız (ext­re­me fast) bizi has­ta­lan­dı­rı­yor. “Citta Slow” ün­van­lı, kö­yü­müz­de dahi hüc­re­le­ri­mi­zi din­le­me­den ken­di­mi­zi yo­ru­yo­ruz.
En kısa za­man­da Ak­ya­ka’mızda bu konu ile il­gi­li se­mi­ner­ler di­zi­si yap­mak dü­şün­ce­sin­de­yim, zira özel­lik­le ço­cuk­la­rı­mız başta olmak üzere (orta yaş gru­bun­da­ki in­san­la­rı­mız dahil) ciddi bir obe­zi­te so­ru­nu ile karşı kar­şı­ya­yız. Bu du­ru­mu bi­lim­sel ve­ri­ler­le çöz­mek eli­miz­de.

Tek­nik de­tay­la­rı­na gi­re­me­ye­ce­ğim bu ya­zı­nın so­nun­da, siz­le­re tav­si­yem, lüt­fen bol bol su tü­ke­ti­niz, uy­ku­nu­za dik­kat edi­niz ve tekli şe­ker­ler­den (Mo­no­sak­ka­rit, Glu­koz-Fruk­toz) uzak du­ru­nuz. Ve mut­la­ka haf­ta­da 3 gün 30 dk. kadar güzel do­ğa­mız­da (tem­po­lu) yü­rü­me­ye ça­lı­şı­nız. Ku­an­tum me­ka­ni­ği ve hüc­re­sel bi­yo­lo­ji bunu diyor.
Sağ­lık­lı gün­ler di­le­rim.
Doç. Dr. Afif Sıd­dı­ki

Bir Cevap Yazın