Köy Enstitüleri ve Mezunu Olduğum Öğretmen Okulları

Bir ön­ce­ki sa­yı­da bu kö­şe­de Öğ­ret­men Oku­lun­dan mezun ol­du­ğu­mu ve bu ha­ri­ka okul­la­rı size an­la­ta­ca­ğı­mı yaz­mış­tım. Önce biraz ta­rih­çe ver­me­li­yim.
1839 da Tan­zi­mat fer­ma­nı­nın ka­bu­lün­den sonra eği­tim­de de re­form­lar ya­pıl­ma­ya baş­lan­mış 16 Mart 1848 de Da­rül­mu­al­li­min yani Öğ­ret­men okul­la­rı açıl­mış­tır.
Ça­lı­ku­şu ro­ma­nın­dan ha­tır­la­ya­cak olur­sak,bu okul­dan mezun olup Ana­do­lu’da bir köye öğ­ret­men ola­rak giden Ça­lı­ku­şu­nun ba­şı­na neler gel­miş­ti Ger­çek­ten o za­man­lar Ana­do­lu’da ko­şul­lar öy­ley­di.
16 Ağus­tos 1934 de Da­rül­mu­al­li­min ye­ri­ne Öğ­ret­men okulu adi ve­ril­miş­tir. Da­rul­mu­al­li­min-i Aliye Or­ta­okul ve Li­se­ye öğ­ret­men ye­tiş­ti­ren okul­lar­dı; on­la­rın adı Yük­sek Öğ­ret­men Okulu ola­rak de­ğiş­ti­ril­miş­tir.Ma­ale­sef 18 Tem­muz,1978 de bu güzel okul­lar­da ka­pa­tıl­dı.
1938 yı­lın­da iki tane Köy Ens­ti­tü­sü açı­lır ,de­ne­mek için . 1940 yı­lın­da Tür­ki­ye’nin dört bir ya­nın­da top­lam 21 adet Köy Ens­ti­tü­sü­açı­la­rak , köy ço­cuk­la­rı­nın,kız­la­rı­nın oku­ma­sı­na fır­sat ve­ril­miş olur.
Bu okul­lar ya­tı­lı­dır,mezun olun­ca köy­le­re öğ­ret­men ola­rak gi­de­cek­ler­dir. Ö yüz­den köy­le­rin ge­rek­si­ni­mi ne varsa tat­bi­ki ola­rak öğ­re­ti­lir­di. Ne yazık ki 1954 de ka­pa­tıl­dı. Bu okul­la­rın hi­ka­ye­si­ni de ay­rı­ca an­la­ta­lım. 1954 ten sonra 52 Öğ­ret­men Okulu açıl­dı,21 ta­ne­si Köy Ens­ti­tü­le­ri­nin bi­na­sın­da altı yıl­lı­ko­kul­lar­dı
!989 1990 yıl­la­rın­da 3 yılda köy­le­re öğ­ret­men ye­tiş­ti­ren bu güzel okul­lar da öğ­ret­men li­se­le­ri­ne dö­nüş­tü ve eği­tim öğ­re­tim dört yıla çıktı.
Bu li­se­ler­den mezun olan­lar sı­na­va gi­re­rek başka fa­kül­te­le­re gi­de­bi­li­yor­lar. Oysa yük­sek kul oku­mak is­ter­ler­se­de öğ­ret­men ye­tiş­ti­ren fa­kül­te­le­re git­me­li­ler.
Yani 1954 de bir darbe,1978 de 2.​darbe 1990­da da son darbe vu­ru­la­ra­ki­yi öğ­ret­men ye­tiş­me­si ön­len­miş oldu.
Ge­le­lim benim Öğ­ret­men Okulu ma­ce­ra­ma :
1963 de Or­ta­okul­dan mezun oldum, yurt ge­ne­lin­de ya­pı­lan Öğ­ret­men Okul­la­rı giriş sı­na­vı­na ka­tıl­dım. Sı­na­vı ka­za­na­rak Konya İlöğ­ret­men oku­lu­na gir­dim. Ya­tı­lı ol­du­ğu için An­ka­ra’da ya­şı­yan ailem­den ay­rı­la­cak­tım ama olsun,oku­yup öğ­ret­men ola­cak­tım ya !
Babam beni Kon­ya­ya gö­tü­rüp okula tes­lim etti. Ya­tak­ha­ne­miz koğuş bi­çi­min­de ,her akşam nö­bet­çi öğ­ret­men gelip ışığı sön­dü­rü­yor. Çünki sabah 6 da uyan­ma­mız ge­re­ki­yor. Sabah diş­le­ri­mi­zi fır­ça­lar­ken yine nö­bet­çi öğ­ret­men­ler gelir diş fır­ça­la­ma­yı gös­te­rir, bu arada ge­rek­siz akan mu­suk­la­rı ka­pat­tı­rır­dı. Yani öğ­ret­men­le­ri­miz bize her­şe­yi öğ­ret­mek için sev­giy­le, say­gıy­la büyük bir ide­al­le uğ­ra­şır­lar­dı.
Gi­yi­nip spor yap­mak iin bah­çe­ye çı­kar­dık.Yarım saat spor yada milli oyun­lar oy­na­dık­tan sonra günün ilk etü­dü­ne gi­rer­dik.45 da­ki­ka­lıkm etüd­den sonra kah­val­tı­ya sa­lo­na ine­riz.
Her ma­sa­da 4 ya da 6 kişi oturur.​Bazen bir öğ­ret­me­ni­miz ma­sa­mı­za mi­sa­fir gelirdi.​Amaç kah­val­tı veya ye­mek­te öğ­ret­me­ni­mi­zin bize örnek ol­ma­sıy­dı. Sonra saat 8.30 da ders­le­ri­miz baş­lar,15.30 da da son bu­lur­du. Çar­şam­ba­la­rı öğ­le­den sonra ders olmaz,sos­yal fa­ali­yet­le­re yer ve­ri­lir­di.
Günde üç kez etüt sa­ati­miz vardı. Bu sa­at­ler bana ders­le­ri çok ça­lış­ma­ma ye­ti­iyor­du. Diğer sa­at­ler­de kü­tüp­ha­ne­ye , spor sa­lo­nu­na koş­tu­rur­dum. İki yılda Türk kla­sik ki­tap­la­rı­nın hep­si­ni, ya­ban­cı kla­sik­le­ri­nin hep­si­ni oku­dum. Ede­bi­yat öğ­ret­me­ni­miz­le oku­du­ğu­muz ki­tap­la­rı tar­tı­şır­dık.
Bas­ket­bol ta­kı­mın­day­dım. Vo­ley­bol ta­kı­mın­day­dım, ama ne kadar mut­luy­dum. Öğ­ret­men­le­ri­miz se­ve­cen, şef­kat­liy­di . Cum­hu­ri­yet de­ğer­le­ri­ni, Ata­türk dev­rim­le­ri­ni, Kur­tu­luş sa­va­şı­nı büyük bir coşku ve inanç­la an­la­tır­lar­dı.
Her­Çar­şam­ba ve Cu­mar­te­si ak­şam­la­rı bir gru­bun ya da sı­nı­fın gös­te­ri­si olur­du. Bu gös­te­ri­le­ri ha­zır­la­ya­bil­mek için şevk­le ça­lı­şı­lır­dı.
Akşam ye­emek­ten sonra, etüde gir­me­den önce bir boş­luk olur­du. Ba­zı­la­rı dans sa­lo­nu­na ba­zı­la­rı müzik oda­sı­na gider,ki­mi­de kla­sik müzik din­le­ye­bi­le­eği bir yer bu­lur­du ken­di­ne. Ben ge­nel­lik­le dans sa­lo­nun­da olur­dum.
Her öğ­ren­ci man­do­li,n çal­mak zo­run­day­dı.Man­do­li­ni iyi çalan is­ter­se flüt çal­ma­yı da öğ­re­ne­bi­lir di.​Ben flüt de öğ­ren­me­dim.
Resim Müzik,Beden eği­ti­mi ders­le­ri çok önem­liy­di öğ­ret­men okul­la­rın­da.Fen ders­le­ri fazla detay ver­me­den kül­tür ola­rak ve­ri­lir­di.
Öğ­ret­men oku­lun­da ba­şa­rı­lı olan not or­ta­la­ma­sı pe­ki­yi olan Yük­sek Öğ­ret­men Okulu’na se­çi­lir ve Üni­ver­si­te­ye gitme şansı ve­ri­lir­di.
Bu hak 2.sı­nı­fın so­nun­da ve­ri­lir,3.sı­nı­fı ha­zır­lık sı­nı­fı adı al­tın­da Yük­sek Öğ­ret­men de oku­yor­duk. Evet ben Yük­sek Öğ­ret­men Okulu’na se­çi­len şans­lı öğ­ren­ci­ler­den bi­riy­dim.
Hoşça kalın ,eği­tim­le kalın..

Bir Cevap Yazın