DİL’İM DİL’İM

kose-yazisi-ali-sami-arli

24 Ha­zi­ran se­çim­le­ri sü­re­cin­de si­ya­si par­ti­ler henüz mil­let­ve­ki­li aday­la­rı belli ol­ma­dı­ğı için tam ola­rak sa­ha­la­ra çık­ma­dı­lar. Buna kar­şı­lık, cum­hur­baş­ka­nı aday­la­rı­nın yoğun bir ça­lış­ma için­de ol­duk­la­rı göz­lem­len­mek­te­dir. Cum­hur­baş­kan­lı­ğı se­çi­mi­ni ka­zan­mak için HDP’nin oy­la­rı­nı al­ma­nın ge­rek­ti­ği­ni dü­şü­nen aday­lar, sıkı sı­kı­ya çözüm sü­re­ci­ne ve ana dilde eği­ti­me sa­rıl­mak­ta­dır­lar.
Çözüm sü­re­ci adı ve­ri­len olay, as­lın­da çö­zül­me sü­re­ci­dir. “PKK terör ör­gü­tü pro­pa­gan­da­sı yap­mak, terör ör­gü­tü­ne yar­dım ve ya­tak­lık yap­mak” suç­la­rın­dan tu­tuk­la­nan ancak hak­kın­da ke­sin­leş­miş bir mah­ke­me ka­ra­rı bu­lun­ma­yan HDP genel baş­ka­nı Se­la­hat­tin De­mir­taş, çözüm sü­re­cin­de si­ya­si ik­ti­da­rın en gü­ven­di­ği isim­di.
Si­ya­si ik­ti­dar, Se­la­hat­tin De­mir­taş’ın İmralı ada­sı­na HDP he­ye­tiy­le bir­lik­te git­me­si­ne ve PKK terör ör­gü­tü­nün çocuk ka­ti­li ba­şıy­la gö­rüş­me yap­ma­sı­na izin ver­miş­ti. Si­ya­si ik­ti­dar, PKK terör ör­gü­tü­nün ba­şı­nın mek­tu­bu­nu Kan­dil’e gö­tür­me­si­ni Se­la­hat­tin De­mir­taş’tan rica et­miş­ti. Kan­dil’den ya­nı­tı ge­ti­ren­ler ve diğer HDP’li yet­ki­li­ler­le bir­lik­te Dol­ma­bah­çe Sa­ra­yı’nda top­lan­tı yap­tı­ran da si­ya­si ik­ti­dar­dı. Bütün bun­la­rın ya­pıl­ma­sı­nı sağ­la­yan si­ya­si ik­ti­da­rın ba­şın­da bu­lu­nan AKP genel baş­ka­nı, bugün HDP ile ara­sı­na me­sa­fe koy­muş­tur. Ancak Oslo’da PKK terör ör­gü­tüy­le gö­rü­şül­me­si­ni, Habur’un çadır mah­ke­me­le­ri­ni, PKK terör ör­gü­tü­nün hen­dek kaz­ma­sı­nı ve silah de­po­la­ma­sı­nı bu top­lu­mun unut­ma­sı müm­kün de­ğil­dir.

Resmi dil, bir ül­ke­de ana­ya­sa ile kabul edi­len dili ta­nım­la­mak için kul­la­nı­lan te­rim­dir. Bir ülke sı­nır­la­rı için­de ya­şa­yan ki­şi­ler ya da top­lu­luk­lar fark­lı bir dil ko­nuş­sa­lar bile, resmi iş­lem­le­ri­ni ger­çek­leş­ti­rir­ken resmi dil kul­lan­mak du­ru­mun­da­dır­lar. Ana­dil ise, in­sa­nın ço­cuk­ken ana­sın­dan, ba­ba­sın­dan, evin­de­ki­ler­den ve soyca bağlı ol­du­ğu top­lu­luk­tan öğ­ren­di­ği dil­dir. Ana­di­li ne olur­sa olsun, in­san­la­rın resmi dili öğ­ren­me­le­ri, bil­me­le­ri ge­rek­li­dir. Çünkü ülke için­de­ki tüm resmi iş­lem­ler ger­çek­leş­ti­ri­lir­ken, ana­dil ye­ri­ne sa­de­ce resmi dil kul­la­nı­lır. Bu, bütün dün­ya­da da böy­le­dir.
Ana dilde eği­tim ya­pıl­ma­sı­na onay ver­mek, bi­le­rek ya da bil­me­ye­rek ül­ke­nin bö­lün­me­si­ne, par­ça­lan­ma­sı­na yol açmak de­mek­tir. Ana­dil­de eği­ti­min, özerk­lik, fe­de­ras­yon ve so­nun­da ayrı bir dev­let kurma an­la­mı­na ge­le­ce­ği­nin far­kı­na var­ma­yan­la­rın, büyük ma­kam­la­ra aday ol­ma­ma­la­rı ge­re­kir. Çünkü böy­le­le­ri em­per­ya­liz­min hiz­me­tin­de olan ma­şa­lar­dır ve ba­zı­la­rı da ulu­sal­cı gö­rü­nüm­de­dir­ler.
Ana­ dil­de eği­tim so­ru­nu, pe­da­gog­la­ra da, eği­tim­ci­le­re de, si­ya­si­le­re de bı­ra­kı­la­ma­ya­cak kadar has­sas bir ko­nu­dur. Ana­dil­de eği­tim bir ulus dev­let so­ru­nu­dur; ulus dev­let­le­ri böl­mek için ha­zır­lan­mış em­per­ya­list bir tu­zak­tır.
Ül­ke­mi­zin so­run­la­rı­nın ne­de­ni çözüm sü­re­ci ya da ana­dil­de eği­tim de­ğil­dir. Bugün hu­kuk­suz­lu­ğun, yok­sul­lu­ğun, iş­siz­li­ğin, aç­lı­ğın, yol­suz­lu­ğun, rüş­ve­tin, ta­la­nın, te­rö­rün, laik ve bi­lim­sel eği­tim­den sa­pıl­ma­sı­nın ne­den­le­ri­ni bil­me­den, çözüm sü­re­ci­ne ve ana­dil­de eği­ti­me sa­rı­lan­lar ile ince hesap ya­pan­la­rın ül­ke­mi­ze ve­re­cek­le­ri hiç­bir olum­lu katkı yok­tur, zaten ola­maz da…

Bir Cevap Yazın