İNSAN ÖLÜR KALIR ESERİ…”

Bu atasözünün ilk satırı, malum “Eşek ölür kalır semeri” şeklindedir ve aşağılama içerir . Yani hayvancağızın bir ömür boyu taşıdığı yük , çektiği eziyet görmezden gelinir de ,geriye bir semeri kaldı diye de küçümsenir. Neyse ,konumuz bu değil. Konumuz ne ‘eser’dir ,ne değil ona bir yakından bakmak.
Bizi bu konuda söz söylemeye iten neden, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendi icraatlerini kastederek bu sözü kullanmış olmasıdır. Bu satırların yazıldığı tarihte yaptığı konuşmada bu sözü kullanarak kendi hükümetleri döneminde yapılan bayındırlık hizmetlerini ‘eserlerim’ diyerek sayıp dökmesi üzerine, vatandaş olarak biz de cevap hakkımızı kullanalım istedik.
Önce 16 yıl boyunca ‘Eserlerim’ başlığı altında yaptıklarına ana başlıklarla bir göz atalım:
-Duble yollar,-Şehir Hastaneleri, -Yavuz Sultan Selim köprüsü,-Osman Gazi Köprüsü,-Toki’nin yaptığı evler ,resmi binalar,-Havaalanları, barajlar, otogarlar, oto yollar,-Gökdelenler, AVM ler, ve yüzlerce camii ve tabii bir de Meşhur Saray ve yavrusu.
Sırada, İstanbul’da yapımı devam eden 3. Havalimanı ile İstanbul- İzmir arasını 3.5 saate indirecek diye lanse edilen ve Allah’ın dağından bayırından viyadüklerle, tünellerle devam eden Otoyol projesi var. Ve bir de asrın çılgın projesi diye yutturulan , sonucu hukuksal ve çevresel açıdan nerelere varır bilinmez, ‘Kanal İstanbul’ var. 16 yıllık icraatlerin toplamı bu ,eksiğimiz varsa Sn. Cumhurbaşkanı kusura bakmasın.
Bazıları geçen yolcu sayısına, bazıları yatan hasta sayısına endeksli olarak müteahhitlere ipotek edilerek yapılabilmiş eserler olduğu için, cebimizden para çıkmadan yaptırdık ifadesi gerçeği yansıtmasa da bunların hepsi, halkın vergileri ile ,son model inşaat makinaları ve araç gereçleri kullanılarak yapılmış değerli ve maliyeti çok yüksek yatırımlardır.
Şimdi gelelim bunların ortak noktalarına :1- Hepsi ‘beton esaslı eserler’
2-Hepsi , tarihe geçmek çabasıyla , yani nam olsun diye, devletin bütçesini zorlayarak ,borçla , taahhütle, daha da önemlisi yandaş iş adamlarına, ederinin çok üstünde ihale edilmiş işler. Örneğin 100 milyona çıkacak iş 150 milyona ihale edilmiş. Neden? Çünki işin içinde komisyon zinciri var. Siyasetçisinden ihaleyi ilk alan holding ya da şirket sahibine , taşeronundan yerel yönetim mensuplarına kadar herkes ,yapılan işten nemalanmak peşinde ; nemalanıyor da.
Öte tarafta emekli, memur, küçük esnaf da yoksulluk diliminden açlık dilimine geçiyor.
3- Ayrıca hafriyat, inşaat , yol yapımı işleri tek seferde bitirilmeyip defalarca aynı işten rant elde ediliyor. Özellikle duble yol denilen ‘mevcut yolu genişletip ikiye bölme’ işlemi yurt sathında yap-boz şeklinde yıllarca devam etti.
4-İktidar yanlısı olmayan kişi ve firmaların bu ihalelerden herhangi birini alma ihtimali sıfır . Örneğin konut sektörü 110 ayrı sektöre lokomotif görevi görmesi nedeniyle en yağlı – ballı iş ama gelin görün ki en basit bir girdisi için bile ,iktidar kadrolarına entegre olmadan, TOKİ den izin çıkmaz; ihaleler hep yandaşlara dağıtılır yani hep kapalı devre çalışılır.Tüm bun­lar yıl­lar­dır he­pi­mi­zin gözü önün­de ce­re­yan et­mek­te. Şi­ka­yet et­me­ye kal­ka­nın vay ha­li­ne !
İşte bu ne­den­ler yü­zün­den bu ‘eser­ler’ ma­ale­sef içi­mi­ze sin­me­di bayım. Va­tan­daş ola­rak , hiz­met adı al­tın­da yıl­lar­dır so­yul­du­ğu­mu­zu ve fa­kir­leş­ti­ği­mi­zi gö­rü­yo­ruz. O yüz­den lüt­fen mi­ting­ler­de çıkıp ‘Sizin de eser­le­ri­niz var mı’ diye CHP ye filan çat­ma­yın.
Çok vardı; düş­ma­nı yurt­tan kov­duk­tan sonra öyle öz­ve­ri­li ça­lış­tı ki de­de­le­ri­miz ,ni­ne­le­ri­miz , onca has­ta­lı­ğa ,sal­gı­na, yok­lu­ğa, yok­sun­lu­ğa rağ­men. Yürek yü­re­ğe ver­di­ler, büyük işler ba­şar­dı­lar. Tüm ku­rum­ve ku­ru­luş­la­rı ile sı­fır­dan bir dev­let kur­du­lar . Ba­ba­lar gibi sata sata bi­ti­re­me­di­ği­ni­zi senin ada­mın söy­le­di. Daha bir ay önce şeker fab­ri­ka­la­rı­nı sat­tı­nız haraç mezat, de­po­lar­da­ki şeker stok­la­rı fi­ya­tı­na.
Peki nasıl olu­yor da hem dev­le­tin en­van­te­ri­ne ka­yıt­lı onca şeyi sa­tı­yor­su­nuz, hem de sizin za­ma­nı­nız­da hiç­bir şey ya­pıl­ma­dı di­ye­bi­li­yor­su­nuz?
Hem ce­bi­miz­den para çık­ma­dan yap­tı­rı­yo­ruz bu iş­le­ri di­yor­su­nuz hem de borç mik­ta­rı­mız ar­tı­yor mil­let ola­rak. Mil­let ay so­nu­nu nasıl ge­ti­re­ce­ği­ni kara kara dü­şü­nür­ken, siz­ler kuş sütü eksik sof­ra­lar­da tı­kındınız, tıkınmaktasınız çünkü. Yedi sü­la­le­ni­ze ye­tecek para yap­tı­nız ken­di­ni­ze . Bütün bun­la­rı, gö­zü­mü­zün önün­de her şeyi inkar ede ede, biz­le­ri aptal he­sa­bı­na ala­rak ve Müs­lü­man­lık sa­ta­rak yap­tı­nız.Bu arada si­hir­li bir for­mül de keş­fet­miş­ti­niz:
“Sen de biz­den ol, sende kazan!”
As­lın­da bu for­mü­lün mu­ci­di sizin eski kan­ka­nız Feto’dur, bi­li­yor­su­nuz. O baş­lat­tı darda olan in­san­la­rı yem­le­ye­rek oy kapma işini. Sa­de­ce darda kalan in­san­la­ra değil, kolay yol­dan zen­gin ya da mevki – makam sa­hi­bi olmak is­te­yen ki­fa­yet­siz muh­te­ris­le­re sahte belglerle diplomalarla ola­nak sağ­la­ma işi de onun ma­ri­fe­tiy­di.
Vel­ha­sıl elele ,omuz omuza ve­re­rek ve de eko­no­mi­nin kı­lı­cı­nı kul­la­na­rak in­san­la­rın gen­le­riy­le oy­na­dı­nız ve bam­baş­ka bir va­tan­daş tipi ya­rat­tı­nız. Kendi çı­ka­rı­nı her şeyin üs­tün­de tutan , milli duy­gu­la­rı alın­mış, hak- hukuk ta­nı­ma­yan, ca­hil­li­ği ma­ri­fet ve me­zi­yet ,say­gı­sız­lı­ğı ve zor­ba­lı­ğı ce­sa­ret sanan ,Müs­lü­man­lı­ğı kim­se­ye bı­rak­ma­yan ama İsla­mi­ye­tin iyi ve güzel il­ke­le­ri­ne ters bir ya­şan­tı süren, kin­dar ve sahte din­dar , Cum­hu­ri­yet’in ken­di­si­ne ka­zan­dır­dık­la­rın­dan ve ta­ri­hin­den ha­ber­siz bir va­tan­daş ku­şa­ğı oluş­tur­du­nuz.
Eser di­yor­sa­nız, işte sizin ‘en büyük ese­ri­niz(!)’ bu Tarih, o övünç­ duyduğunuz ‘Be­ton-de­mir esas­lı’ eser­le­ri yaz­ma­ya­cak . Tarih, sizin bu mil­le­tin de­ğer­le­ri­ni, dev­le­tin ku­rum­la­rı­nı nasıl yerle bir et­ti­ği­ni­zi ve ya­rat­tı­ğı­nız bu va­tan­daş ti­pi­ni ya­za­cak.
Bugün övündüğünüz şeyle yarınlarda dövüneceksiniz eğer biraz vicdanınız kalmışsa..
Editör

Bir Cevap Yazın