RECEP TAYYİP ERDOĞAN

köse-yazisi-umit-bicer2-300x158Her­gün ya­zı­lı ve gör­sel ba­sın­da hak­kın­da bin­ler­ce haber ve bil­gi­nin yer al­dı­ğı bir kişi ol­ma­sı do­la­yı­sıy­la tek sü­tun­luk bir köşe ya­zı­sın­da onun hak­kın­da daha ne söy­le­ne­bi­lir ki ? Zaten bizim ama­cı­mız da onu eni konu ir­de­le­me­ye kalk­mak filan değil , sa­de­ce sa­tır­baş­la­rı ile kısa bir de­ğer­len­dir­me yap­mak.
Her şey­den önce bir hakkı tes­lim ede­lim: RTE (bu kı­salt­ma lüt­fen say­gı­sız­lık ola­rak ni­te­len­di­ril­me­sin, yer­den ta­sar­ruf amaç­lı­dır) Tür­ki­ye’de gün­de­mi be­lir­le­yen ki­şi­dir. Bu güne kadar onun ağ­zın­dan ne çık­tıy­sa yö­ne­ten­le­rin ve yö­ne­ti­len­le­rin di­lin­de hep o ko­nu­şul­du. Kimi asrın li­de­ri diye al­kış­la­dı, kimi adeta pey­gam­ber se­vi­ye­si­ne yük­selt­ti, kimi kızdı ama so­nuç­ta O’nun işa­ret et­ti­ği ko­nu­da yo­ğun­la­şıl­dı. Mu­ha­le­fet par­ti­le­ri bile ül­ke­nin asıl can alıcı konu ve so­run­la­rı or­ta­da du­rur­ken , onun or­ta­ya at­tı­ğı gün­dem ko­nu­la­rı­nın pe­şin­den git­ti­ler. Müt­hiş bir gün­dem de­ğiş­tir­me be­ce­ri­si vardı ama bunu tek ba­şı­na değil oluş­tur­du­ğu ve de­vam­lı yem­le­di­ği havuz med­ya­sı sa­ye­sin­de ya­pa­bi­li­yor­du.
İETT de ça­lı­şan sı­ra­dan bir gö­rev­li iken, Cum­hur­baş­kan­lı­ğı­na kadar yük­se­le­bil­me­si ise en başta ‘Cum­hu­ri­yet’ ida­re­si­nin mu­ci­ze­siy­di . ‘Kim­se­siz­le­rin kim­se­si olsun’ diye Ata­türk ta­ra­fın­dan ku­ru­lan yö­ne­tim şekli sa­ye­sin­de en yük­sek ma­kam­la­rı gö­re­bil­miş­ti.
Te­orik ola­rak, ya­sa­la­ra uymak kay­dıy­la, is­te­yen her­kes ye­te­ne­ği, be­ce­ri­si, ze­ka­sı , ça­lış­kan­lı­ğı ,öğ­re­ni­mi vb me­zi­yet­le­ri öl­çü­sün­de Cum­hu­ri­yet yö­ne­ti­mi için­de yük­se­le­bi­lir .
Ancak RTE ‘nin yük­se­li­şi tü­müy­le bu kri­ter­ler için­de ol­ma­dı tabii ki. Si­ya­se­te bu­laş­tı­ğı 80 li yıl­la­ra doğru olan sü­reç­te ve son­ra­sın­da sos­yal çev­re­si­ni ve po­pü­la­ri­te­si­ni ar­tır­ma ama­cı­nı, par­ti­si­nin ver­di­ği her gö­re­vi üst­le­ne­rek ger­çek­leş­tir­di. So­nun­da 1994 de, memur ola­rak ça­lış­tı­ğı İst. Bü­yük­şe­hir Be­le­di­ye­si­ne Baş­kan se­çil­di.
‘Gün ola har­man ola; onlar da bir gün bizim har­ma­nı­mız­da dane ola­cak­lar’ di­ye­rek ah­dı­nı ve ki­ni­ni hep taze tuttu için­de.
Bir ta­raf­tan Be­le­di­ye baş­kan­lı­ğın­dan sağ ser­ma­ye ve ta­ri­kat­la­rın des­tek­le­di­ği ke­si­min li­der­li­ği­ne yü­rür­ken ,diğer ta­raf­tan ku­ru­lu dü­ze­nin ku­ral­la­rı­nı zor­la­ya­rak yeni mev­zi­ler ka­zan­ma­ya ça­lı­şı­yor­du.
Öte yanda ken­di­sin­den ol­duk­ça yaşlı bir başka kişi de, aynı (hatta daha ge­niş­le­til­miş ve ra­di­kal ) amaç­lar­la İzmir Hisar Camii’nden yola çık­mış­tı bile. Yol­la­rı­nın ke­siş­me­me­si müm­kün değildi, Nitekim kesişti Er­do­ğan’ın ba­şa­rı­sı­nın ar­dın­da ve al­tın­da bu dost­lu­ğun il­le­gal ayağı olan Feto ör­güt­len­me­si­nin kat­kı­la­rı var­dır. Ku­ru­lu dü­ze­nin ku­rum­la­rı­nı ür­küt­me­den, ya­sa­la­ra tos­la­ma­mak için ,ya­nın­dan do­la­şa­rak, ki­ta­bı­na uy­du­ra­rak yol­la­rı­na devam eden iç içe geç­miş, bu iki ana un­su­run yol­la­rı yavaş yavaş ay­rıl­ma­ya baş­la­dı. Çünki mu­az­zam mik­tar­da para dö­nü­yor­du . 2015 de bilek gü­re­şi ile baş­la­yan ka­pış­ma, 2016 da gövde gös­te­ri­si­ne dö­nüş­tü ve darbe te­şeb­bü­sü­ne ge­çil­di.
Sonuç ola­rak bu­gü­ne­dek Dev­le­tin as­ke­ri ve mülki kad­ro­la­rı için­de il­le­gal ör­güt­len­me­yi ba­şa­rıy­la sür­dür­müş olan Fetö’nün ba­şa­rı­sız darbe gi­ri­şi­mi so­nu­cu Recep Tay­yip Er­do­ğan ka­za­nan taraf ola­rak öne çık­mış oldu.
Geç­miş se­çim­ler­de bu bir­lik­te­li­ğin -bi­li­şim araç­la­rı­na ha­ki­mi­yet­le­ri ne­de­niy­le- her türlü hile hur­da­yı ya­pa­bi­len Fetö ka­na­dı 24 Ha­zi­ran’ da artık RTE he­sa­bı­na ça­lış­ma­ya­cak .
İşte, be­lir­le­ye­cek­se bu se­çim­le­rin ka­de­ri­ni en başta bu fak­tör be­lir­le­yecek. Mu­har­rem İnce ,Meral Ak­şe­ner’in ve Temel Ka­ra­mol­la­oğ­lu’nun per­for­mans­la­rı­nın(ki üçü de çok iyi gi­di­yor­lar şu anda) top­la­mı dahi bu fak­tör kadar et­ki­le­yi­ci ol­ma­ya­cak­tır.
Tabii söy­le­me­ye bile gerek yok; ik­ti­da­rın seç­me­ne dö­ke­ce­ği para mik­ta­rı­nın, iş ve af vaadlerinin ve devlet bütçesinden verdiği kredilerin uzun zamandır el altından para almaya alışmış seçmen tipi üzerinde her zaman et­ki­si var­dır.
Mil­le­ti­mi­zin “Tamam” di­ye­ce­ği umut ve bek­len­ti­si ile sağ­lı­cak­la kalın.
Ümit Biçer

Bir Cevap Yazın